ANA SAYFA
Doğal Seleksiyon Kör ve Sahte Bir Mekanizmadır
Dawkins'ten "Hayatın Kökeni" Sorusuna Neden Cevap Alınamıyor?
Dawkins'in Ateist Toplumların Refah İçinde Yaşadıkları Yanılgısı
Dawkins'in, Maneviyatın Oluşması İçin Dinin Gerekli Olmadığı Yanılgısı
Dawkins! Rahiplerle Tartışarak Bir Yere Varamazsın
Dawkins, Çaresizlikten Küçük Çocukları Kandırma Peşinde
Dawkins'e ithaf olunur

Dawkins'in, Maneviyatın Oluşması İçin
Dinin Gerekli Olmadığı Yanılgısı

Richard Dawkins, Al Jazeera televizyonu ile yapmış olduğu röportajda, maneviyat için dinin gerekli olmadığı gibi çarpık bir mantık öne sürmüş; bir şiirden zevk almanın, gökyüzündeki yıldızları seyretmekten hoşlanmanın, müziği sevmenin kendisi gibi ateist bilim adamlarının da sahip olduğu bir maneviyat olduğunu ifade etmiştir. Oysa Dawkins'in bu açıklaması, son derece dayanaksızdır ve gerçekleri yansıtmamaktadır.

Eğer bir insan yeryüzünün kaosun ürünü olduğunu düşünüyorsa; ölümden sonra hayat olmadığına inanıyorsa; eksiklikler ve acizliklerle dolu, hırs ve nefret içinde yaşadığı geçici bir dünyayı var olabileceği tek mekan ve yaşam olarak biliyorsa; her şeyin yalnızca maddeden ibaret olduğuna, hiçbir şeyin manevi ve ruhani bir değeri olmadığına inanıyorsa; hayatın atomların tesadüfen bir araya gelmesinden oluştuğunu düşünüyorsa, o zaman yaşadığı hayatın hiçbir amacı, hiçbir gayesi kalmaz. Eğer insanları atomların var ettiği birer hayvan olarak görüyorsa, onun için insanın hiçbir değeri yoktur. Dolayısıyla insani değerlerin de, insan sevgisinin de bir anlamı yoktur. Eğer bu insan, ahirette hesap vermeyeceğini düşünüyorsa, her türlü suçu işleyebilen, her şeyi değersiz gören, kendini yalnızca madde olarak algılayan bir varlıktır. Nitekim faşistlerin, kitle katliamı yapan Hitler, Stalin gibi diktatörlerin çıkış noktası da aynı anlayıştır. Bunu, kendileri de açık ve net ifadelerle dile getirmişlerdir.

Böyle bir insanın kendisi için hiçbir değeri olmayan, ölünce yokolup gideceğini düşündüğü, hayvan hükmünde gördüğü bir insandan zevk alması, bir müziğin güzelliğinden etkilenmesi imkansızdır. Dünyada hiçbir amacı olmayan bir varlık olarak kendisini görürken, seyrettiği manzaranın ona zevk verebilmesi nasıl mümkün olabilir? Ona göre, insanlara güzellik sunmanın hiçbir anlamı yoktur. Dünya ona göre amaçsızca ve acımasızca yaşanan bir yerdir ve ölüm ile birlikte son bulacaktır. Böyle bir insanın anlayışına göre, tüm evren ve insanlar rastlantıların ve kaosun ürünüdürler. Dolayısıyla böyle bir bakış açısındaki insan, kolaylıkla ümitsizliğe ve karamsarlığa kapılır. Hayatının tek amacının genlerini aktarmak olduğuna inanan, ölümle birlikte her şeyin yokolup gideceğini, dünyada yaptıklarının hiçbir anlamı olmadığını, dostlukların, sevginin, iyiliklerin, güzelliklerin anlamsız olacağını zanneden bir insan, yaşamın amaçsız ve gereksiz olduğunu düşünecek ve hiçbir şeyden zevk alamayacaktır. Sonlu bir varlık olduğunu düşündüğünden ve karşısında gördüğü her şeyi sadece birer atom yığını olarak algıladığından, dünyadaki herhangi bir şeyin kendisine manevi bir hissiyat vermesi imkansızdır.

Nitekim Dawkins'in karamsar açıklamalarının insanlar üzerinde nasıl olumsuz bir tesir meydana getirdiği kendisinin izahlarından anlaşılmaktadır. Dawkins, Unweaving The Rainbow (Gökkuşağını Çözmek) isimli kitabının önsözünde, insan hayatının amacına dair iddiasının insanlar üzerinde oluşturduğu olumsuz ve karamsar tesiri şöyle itiraf eder

İlk kitabımın yayımcısı, kitabı okuduktan sonra, verdiği soğuk ve kasvetli mesajdan çok bunaldığını ve üç gece boyunca uyuyamadığını itiraf etti. Bazıları da bana sabahları uyanmaya nasıl katlanabildiğimi soruyor. Uzak bir ülkeden bir öğretmen ise bana sitem dolu bir mektup gönderdi. Mektubunda, aynı kitabı okuyan bir öğrencisinin kendisine gözyaşları içinde geldiğini ve hayatın boş ve amaçsız olduğu düşüncesinin onu olumsuz yönde etkilediğini yazıyordu. Öğretmen, diğerlerinin de aynı "hiçlik karamsarlığı"ndan etkilenmemeleri için, öğrencisine kitabı başkalarına göstermemesini tavsiye etmiş.
Bu tür suçlamalar yaygındır ancak bilim adamları bunların üstesinden kolaylıkla gelirler. Meslektaşım Peter Atkins, The Second Law (1984) isimli kitabına şöyle başlar:
"Biz kaosun çocuklarıyız ve değişimin temel yapısı bozulmaya doğru gider. Temelde bozulma ve kaos vardır. Amaç yoktur, yön vardır. Evrenin derinliklerine indikçe kabullenmek zorunda olduğumuz kasvetle karşılaşırız." (2)

İşte Dawkins'in ve tüm diğer Darwinistlerin insanlara sunmaya çalıştıkları yaşam anlayışı budur. Fakat Dawkins de tüm diğer Darwinistler de büyük bir yenilgiye uğramışlardır. Yaratılış gerçeğini kanıtlayan 100 milyon fosil karşısında şu anda yapacak hiçbir açıklamaları kalmamıştır. İnsanları amaçsız birer hayvan olduklarına inandırmaya, onları Allah inancından uzak, sorumsuz ve acımasız toplumlar haline getirmeye dayalı çirkin amelleri bir anda altüst olmuştur. Darwinistler artık dünyayı aldatamamaktadır. Darwinizm geri dönüşü olmayan bir çöküş ile çökmüştür ve geriye yalnızca tek tük savunucularının çaresiz çırpınışları kalmıştır. Fakat artık demagoji bir işe yaramamaktadır. İnsanlar bilimsel delilleri görmüşler ve kanaat getirmişlerdir: TÜM VARLIKLARIN YARATICISI ALEMLERİN RABBİ OLAN YÜCE ALLAH'TIR.


2- Richard Dawkins, Unweaving The Rainbow, Houghton Mifflin Company Newyork, 1998, s. İx